27-02-2022 tarihinde eklendi
Hz. Ebu Talib'in Vefatı
Hz. Peygamberin amcası Ebu Talip; Abd’ül Muttalib’in oğlu, Hz İbrahim soyundan,İmamet nurunun taşıyıcısı ve Hz. Ali’nin babasıdır. Mekke’nin büyüklerinden, alim, şair ve Allah’ın birliğine inanan büyük bir şahsiyettir. Tüm hayatı boyunca zulme karşı, mazlumların taraftarı ve öksüzlerin ümidi oldu. Abd-ül Muttalib’in vefatından sonra Hz. Peygamberi sekiz yaşında iken kendi yanına alıp, besleyip, terbiye etti.

Hz. Ebu Talib, Hz. Ali’nin (a.s) babası ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) öz amcasıdır. Peygamberimizin dedesi Abdulmuttalib; vefat etmeden önce onu oğlu Ebu Talib’e emanet etti. Ebu Talib de seve seve kabul etti. Ebu Talib Peygamber’e can-ı gönülden inanıyor ve onun getirdiği dini kabul ediyordu.
 
Meşhur künyesi "Ebu Talib" ve ismi ise, “Abdümenâf” idi.[1] İbn-i İnâbe şöyle diyor: Onun "İmran" olarak adlandırılması zayıf bir rivayettir.[2] Hz. Ebu Talib, Peygamber Efendimizden (s.a.a) 35 yıl önce dünyaya geldi. Babası, Peygamber efendimizin (s.a.a) büyükbabası, bütün Arap kabileleri tarafından tanınan ve Hz. İbrahim’in (a.s) tevhit dininin tebliğcisi olarak bilinen Abdülmuttalip'tir. Annesi ise, Amr b. Âiz el-Mahzûmiyye’nin kızı Fatıma’dır.[3]
 
Hz. Ebu Talib, babasının isteği üzerine, sekiz yaşındaki kardeşinin oğlunun (yeğeninin) vekaletini üstlendi.[4] İbn-i Şehraşub şöyle demektedir: Abdülmuttalip vefat edeceği zaman, Ebu Talib’i yanına çağırarak şöyle dedi: Ey oğlum! Sen benim Muhammed’e (s.a.a) olan şiddetli ilgi ve sevgimi bildiğine göre, benim onun hakkındaki vasiyetimi nasıl yerine getireceksin? Hz. Ebu Talib cevabında şöyle dedi: "Bana Muhammed'i (s.a.a) tembihlemene gerek yok. Zira o benim ve kardeşimin oğludur". Sözlerinin devamında ise şöyle demektedir: "Abdülmuttalip vefat edince Ebu Talib, yemek ve giyim konusunda Peygamber Efendimizi (s.a.a) kendisinden ve ailesinden önde tuttu".[5]
 
İbn-i Hişam da bu konu hakkında şöyle der: "Ebu Talib, Hz. Muhammed’e (s.a.a) özel bir ilgi gösterirdi. Çocuklarından daha çok Hz. Muhammed’e (s.a.a) muhabbet ve sevgi beslerdi. Ebu Talib, yemeğin en iyisini Hz. Muhammed (s.a.a) için saklar; yatağını kendi yatağının yanında hazırlatır ve her zaman onu yanında bulundurmaya gayret gösterirdi".[6] Ebu Talib çocuklarına öğle veya akşam yemeği vermek istediği zaman, "Oğlum (Muhammed) (s.a.a) gelene kadar bekleyin" derdi.[7]
 
Hz. Ebu Talib’in İmanı
 
Hz. Ebu Talib’in Hz. Muhammed’in (s.a.a) risaletinin zor olduğu zamanlarında, Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) koruyucusu ve destekçisi olduğu noktasında bir şüphe bulunmamaktadır. Ama Hz. Ebu Talib’in imanı konusunda Şia ve Ehlisünnet arasında fikir ayrılıkları vardır. Şia, Ebu Talib’in (r.a) Müslüman olduğuna ve İslam’ı kabul ettiğine tam olarak inanmaktadır. Şia alimleri, Hz. Ebu Talib’in imanı konusunda Ehlibeyt’ten (a.s) aktarılan rivayetlere binaen fikir birliği etmişlerdir. Ancak Ehlisünnet siyer ve tarihçileri, Hz. Ebu Talib’in İslam’a girmediği ve müşrik olarak dünyadan göç ettiğine inanmaktadırlar.
 
Ebu Talib divanında, onun Müslüman olduğunu ve İslam Peygamberine (s.a.a) olan imanını gösteren birçok beyitler bulunmaktadır. Bu şiirlerin mecmuasının (şiirlerden oluşan derleme kitaplar) mana bakımından anlattıkları mütevâtir olarak bilinmektedir. Zira herkes Hz. Ebu Talib’in, Hz. Peygamber'in (s.a.a) nübüvvetini doğruladığı ve onayladığı noktasında hemfikirdir.[8]
 
Hz. Ebu Talib “Sekkayetu’l-Hac (hacılara su dağıtma)” görevini üstlenmişti. O, babası Abdülmuttalip’in vefatından sonra, kardeşinin oğlu Hz. Muhammed’i (s.a.a) kendi vekaleti altına aldı ve peygamberlik risaletinde onu sonuna kadar destekledi. Peygamber Efendimizden (s.a.a) şöyle nakledilmektedir: "Ebu Talib yaşadığı müddetçe Kureyşliler benden korkuyorlardı." Şeyh Müfid’in rivayetine göre, Hz. Ebu Talib vefat edeceği zaman Hz. Cebrail (a.s) Peygamber efendimize (s.a.a) nazil olarak şöyle buyurdu: "Mekke şehrinden çık. Zira artık bu şehirde bir yardımcın kalmadı."
 
Hz. Ebu Talib’in Vefatı
 
Hz. Ebu Talib’in (r.a) vefat ettiği ay ve gün konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Ama bazı Şia kaynaklarına göre Hz. Ebu Talib, hicretin ikinci yılı (Bi’setin onuncu yılı) Recep ayının 26. günü ve Hz. Hatice’nin vefatından üç gün sonra 85 yaşında iken dünyadan göç etmiştir.[9] Bazı kaynaklar ise, Zilkade ve Şevval ayının ortası olarak zikretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.a), Hz. Ebu Talib’in vefat ettiği yılı “Amu’l Hüzn” olarak adlandırmıştır.[10] Peygamber Efendimiz (s.a.a) Hz. Ebu Talib’in vefat ettiği gün, çok hüzünlüydü ve ağlıyordu. İmam Ali’den (a.s) ona gusül verip, değerli amcasını kefenlemesini istedi ve onun için Allah’tan rahmet talep etti.[11] Toprağa verileceği yere gelindiğinde, şöyle buyurdu: "Senin için öyle bir af ve mağfiret talep ediyorum ki cinler ve insanlar hayrete düşsünler.[12] Hz. Ebu Talib’in (r.a) mübarek bedenini Mekke’de bulunan "Hacûn" mezarlığında (Cennetü'l-Muallâ), babası Hz. Abdülmuttalip’in (r.a) yanında toprağa verdiler.[13]
 
 
 
 
 
-------------
 
[1]- Ensâbü'l-Eşrâf, c. 2, s. 288; Tabakatu İbn-i Sa’d, c. 1, s. 121.
 
[2]- İbn-i İnabe, Umdetü’t-Tâlib, s. 20.
 
[3]- Tarih-i Taberî, c. 2, s. 2; Tarih-i Yakûbî, c. 2, s. 111.
 
[4]- İbn-i Hişâm, es-Sîre, c. 1, s. 116; Delâilü'n-Nübüvve, c. 2, s. 22.
 
[5]- Menâķıb, c. 1, s. 36.
 
[6]- Tabakatu İbn-i Sa’d, c. 1, s. 119.
 
[7]- Menâkıb, c. 1, s. 37.
 
[8]- İbn-i Ebü’l-Hadîd, Şerh-i Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 78.
 
[9]- Cennetü'l-Huld, s. 16; Tarih-i Yakubi, c. 2, s. 35.
 
[10]- İmtaü'l-Esma, c. 1, s. 45.
 
[11]- Bihârü'l-Envâr, c. 35, s. 163; Tezkiretü Havâssı’l-Eimme, c. 1, s. 145.
 
[12]- Şerh-i Nehcü'l-Belâğa, c. 7, s. 76.
 
[13]- Ensâbü'l-Eşrâf, c. 1, s. 29.
http://caferider.com.tr/hz--ebu-talib-in-vefati_h24872.html