Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
Özgündüz: "Şia Nerede-Ne Zaman Fitne Çıkarmış?"
Halkalı Zeynebiye Camii'nde kılınan Cuma Namazı'nda Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz gündemi değerlendirdi. Türkiye-İran ilişkileri, düşürülen Rus uçağı ve Şii-Sünni meselelerine değinen Özgündüz, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaptı. Siz Onları Birbirine Düşüremezsiniz.
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
02-01-2016 08:24 - 2148 Okunma
Ankara'da biliyorsunuz, iki tane canlı bomba yakalandı. Birisinin hedefi sizdiniz. Sultanahmet'te Rus asıllı kadının da hedefi öyleydi. Ama oradaki paniklemesi, buranın adresini sorarken paniklemesinin yüzünden polis şüphelenmiş, kadın da orada bombayı patlatmıştı. Allah şerlerini her zaman kendi başlarına çevirsin. Allah Muhammed Ali Muhammed hürmetine, kim bu mümin camiaya karşı su-i niyetle bir eylem düşünse eylemini kendi başlarına çevirsin.
 
Tahran’da düzenlenen Vahdet Konferansı’na katıldık.  Dünyanın çeşitli ülkelerinden önemli şahsiyetler ve bizim Diyanet İşleri Başkanımız da teşrif etmişlerdi. İslam birliği nasıl olacak, birlik ve dirliğimizi nasıl koruyacağız. Sözde hepimiz birlikten taraf oluyoruz, birlik olmalıyız. Birliği bozan kimdir, Emperyalistler, Siyonistler. İyi de onlar kendi üstlerine düşenleri yapıyor. Benim de elimden gelse, ben de onları birbirine düşürürüm. Ama onlar bizim gibi değiller. Ben Yahudi'yi ve Hristiyan’ı birbirine düşüremem, düşüremiyorum. Git birine ‘o Katolik’tir, öbürü Ortodoks’tur’ de, diyecek ne yapayım. Niye öldürmüyorsunuz desen, niye öldüreyim elime ne geçecek diyecek. Tarihte onlar da birbirleriyle az savaşmamışlar, ama birbiriyle savaşa savaşa akılları başlarına geldi. Barıştılar bitirdiler meseleyi. Hz. Ali (a.s) diyor ki, "başkalarının tarihinden ibret alın". Onlar bedel ödemiş aklı başlarına iki bin sonra gelmiştir.  Siz de birbirinizi yiyip iki bin yıl sonra mı aklınız başınıza gelecek. Aklınız başınıza gelsin. Başkasından ibret alın, başkası bedel ödemiş, siz bedel ödemeden ondan ders alın, onun düştüğü beladan uzak durun.
 
Müslüman Niye Koyun Sürüsü Olsun?
 
Peki fitneyi kim çıkarıyor? Müslümanlar arasına, Kürt-Türk, Arap-Acem, Şii-Sünni, Selefi-GayriSelefi savaşlarını kim çıkarıyor? Eğer düşman dersen, topu taca atarsın. Ne edelim Amerika'yı teslim alamıyoruz. Allah o günü çabuk eylesin ki Amerika'dan daha güçlü olabilelim. İsrail konusunda ne yazık ki, birbirimize aslan kesilen biz, İsrail’e dost olmak için can atıyoruz. Onu da teslim alamıyoruz. Peki ne olacak? O, düşmanlığının gereğini yapıyor. Ben Müslüman olarak ne yapmalıyım? O tabii ki fitne sokacak, o düşmanlığının gereğini yapıyor. Seni bırakır mı birlik ve dirliğinin içerisinde yaşayasın, dünyanın en zengin kaynakları senin topraklarında. Cebeli Tarık’tan tut, Çin Seddi’ne kadar senin toprakların. Petrol mü dersin, gaz mı dersin, altın mı dersin, elmas mı dersin bütün madenler var, bol bol güneş alan bir coğrafya, senede iki, üç mahsul alabileceğin bir coğrafyadasın. Ye iç Allah'ına şükür et, yok birbirimizi yiyoruz. Peki bunun suçu kimdedir? Peygamber (sav) buyuruyor ki, ben size karşı kafirden korkmuyorum, çünkü kafire karşı Müslümanlar birlikte karşı duracaktır, enteresandır, müminden de korkmuyorum, çünkü mümine de Allah onu nasip etmez ki, Müslümanlara karşı savaşsın, onları birbirine kırdırsın, fitne çıkarsın, benim sizin için korktuğum, dili laf yapan Müslüman var ya kalbi münafık, dili Allah’tan, Kuran’dan bahsediyor, ama gönlü iman etmemiş, gönlü münafıktır, ben sizin için asıl ondan korkuyorum, o başınızı belaya sokar. O niye sokar, kiminin camiayı elinde tutmak, ona liderlik etmek, bloke etmek, pasta dilimini elinde tutmak için, kiminin de dünya derdi var onu sömürüyor. Başka türlü yararlanır onun derdi var.
 
Ama Müslüman niye koyun sürüsü olsun ki? Küffar bizim içimizden liderler çıkarıyor. Basın ve medya onun elinde, birtakım imkanlar onun elinde, popülerleştiriyor ve onun elinden Müslümanları birbirine düşman ediyor. Müslüman niye öyle kolay peşine takılıyor?
 
Şia Nerede-Ne Zaman Fitne Çıkarmış?
 
Bu noktada, bağnaz veya yobaz diyeceğim ama tam ifade etmeyecek, çünkü öyle olmadığını bile bile, şeytanlığından ‘Şia fitnesi’ diye laf edenlere söylüyorum; Şia nerede fitne çıkardı? Bir Müslümanı Sünni olduğu için öldüren kim ise Allah ona lanet etsin. Bir Şia, Müslümanı mezhebinden dolayı öldürmez. Dünyanın neresinde öldürüyor söyler misin bana? Bir yer göster bana, Şia, Müslümanı, Sünni olduğu için öldürdüyse Allah ona lanet etsin, bizden değildir.
 
Ama hayır, öyle değil, bizim müçtehidimiz bize diyor ki, kendi canınızı siper edin ki aman Sünni kardeşlerinize zarar gelmesin. Bize böyle fetva veriyor. Nerde biz fitne çıkardık. Şimdi Yemen'i Suudi neden bombalıyor? Çoluk çocuk, kadın, erkek, hasta demeden ülkenin alt ve üst yapısını, gıda merkezlerini, su membalarını vuruyor. Bir halkı yok etmeye kalkıyor. Kimin işine geliyor, İsrail'in! Arap öldürmek İsrail'in işidir. Suudi İsrail'den daha beterdir. İsrail bu kadar açık Müslümanlara karşı katliam uygulamıyor. İsrail geçtiğimiz yıl kaç tane Müslüman öldürmüş, Suudi ve Suudi gibi Vahhabi ideolojisinde olan Selefi tekfirciler kaç tane öldürmüş? En az İsrail'in bin kat fazlasını öldürmüştür. Onlardan aldığı Müslümanın parasıyla aldığı silahı dönüp Müslümanların başına yağdırıyor.
 
2014 senesinde silaha verdiği para 80 milyar dolardan fazlaydı. Bir senede bu kadar silah alacak parayı nerden buluyor; petrolden, hacca-umreye giden milyonlarca Müslümanın orada bıraktığı dövizden. Onunla bomba alıyor, dönüp Müslüman'ın başına yağdırıyor.  
 
Çok ne bir soru soruyorum: Somali'de Şii mi var? Tekfirciler oradaki Sünnileri de öldürüyor. Libya'da Şii mi var? Oradaki Müslümanları da öldürüyor. Tunus’ta da Müslümanları öldürüyor, orada Şii yok ki, Mali’de, Orta Afrika'da Şii yok, Sünni’yi öldürüyor, önlerine kim gelse onları öldürüyor. Rabbani, Hikmetyar, onlar Şii değildi ki, ikisi de Hanefi’dir. Afganistan'ın biri başbakanı, biri cumhurbaşkanı onlara karşı savaşan Taliban, işte bu Suudilerin Pakistan'daki medreselerinde yetişen talebelerdi, yani Taliban. Bunlar nerenin talebeleridir? Suudi Arabistan'ın Pakistan'da binlerce medresede yetiştirdiği talebelerdir. Oradaki Hanefileri öldürdüler, o devleti devirdiler, sonra dünyaya meydan okudular, Amerika'nın oraya girmesine de vesile oldular. Afganistanlı da çok şükür Amerika geldi kurtulduk dedi. ,
 
Peki bu tekfirci Taliban, El Kaide, El Nusra, Işid gibi tekfirci örgütleri kim takviye ediyor, bunlara kim destek oluyor? Hem zihinsel, fikirsel kaynağı Suudi'dendir, Vahhabi ve Selefi anlayışıdır, hem de para desteği onlardandır. Neden dünya ses çıkarmıyor? Çünkü dünyanın da işine öyle geliyor. Emperyalistler onların eliyle İslam coğrafyasını kana buluyor, İslam servetini yok ediyor, İslam birliğini tahrip ediyor. Onların işine geliyor. Peki Müslüman ülkeleri neden ses çıkarmıyor. işte “Musibeti Kubra” da budur. Düşünebiliyor musun petrol düşmüş 35-40 dolara, 100-120 dolardan geldi buraya. Yani Rusya sıkıntıya düşsün diye Suudi petrolü düşürdü. Ama şimdi kendi bütçesi 100 milyar dolar açık verdi. Her gün kasasına 1 milyar dolar akıyordu, on milyon varil petrol ihraç ediyor. O parayla da terörist yetiştiriyor. Terörist yetiştirmesi yetmiyor, birtakım İslam ülkelerindeki yöneticileri de satın alıyor, sonra Suudi aleyhine kimse bir laf edemiyor.
 
Türk Ordusu Suud’un Emrine Nasıl Girer?
 
Pakistan'da ihtilal yaptırdı. O gün bugündür Pakistan'ın yüzü gülmüyor. Her yıl içerde bombalı eylemler düzenleniyor. Vahhabi zihniyeti, ordunun eliyle, Ziya-ül Hak’ın yaptığı ihtilalle oraya getirdi. Allah ülkemi o duruma düşürmesin. Benim Genelkurmay Başkanımın orada ne işi olabilir, onun kurduğu İslam Ordusu’nun içinde Türk ordusunun ne işi olabilir, Suud kimdir ki, nasıl onun komutasına girebilir? Allah bizi bu gafletten uyandırsın…
 
İslam dünyası şunu görmeli; asıl Vahhabilik, Şiilikten ziyade Sünni mezhebleri yutuyor, onların başına beladır. Afrika ve Batı Asya ülkeleri, Pakistan Afganistan buna örnektir. Peki Şia nerde fitne çıkarıyor? Şia sadece kendisini savunuyor. Savunma hakkı da kutsaldır, bunu kimse inkar edemez. Kardeşin bile seni öldürmeye gelirse, senin de meşru müdafaa hakkın doğar. Bunun dışında Şia hangi ülkede fitne çıkarmıştır?
 
Şia’nın Ortadoğu Meselelerine Bakışı
 
İran İslam Cumhuriyeti bir dini devlettir. Resmi mezhebi de İmam Caferi Sadık (a.s)'dır. Ama oradaki Sünni'nin medresesi de, okulu da var. Cami sayısı da Şia camisinin, nüfus oranına göre en az iki katıdır. Hani diyorlar ya İran’da Sünni camisi yoktur diye, Şia'da en az bin kişiye bir mescit düşüyor, Sünni de ise beş yüz kişiye bir mescit düşüyor. Medreseleri ve üniversiteleri de var. Tamamen yalan söylüyorlar, gitsinler görsünler. 
 
Mesela Suriye'de diyorlar ki Beşar Esad Sünnileri öldürüyor. Oranın diyanet teşkilatı tamamen Sünni’dir. Milyarlar teklif ettiler oranın diyanet işleri başkanına, Beşar'a ve devlete karşı ol, devleti yıkmaya sende katkı ver, kabul etmedi. Oğlunu öldürdüler yine kabul etmedi. Kendisini de tehdit ettiler yine kabul etmedi, ben ülkemi yıkmam dedi. İsrail’e karşı savaşmak varken ben kendi devletimle niye savaşayım ki dedi, haksız mıydı?
 
Ortadoğu'daki ihtilafları çözme noktasındaki Şia'nın görüşü nedir? Fitnevi bir görüş müdür? Şia diyor ki, Lübnan’da da, Suriye'de, Yemen'de, Bahreyn’de de, Suudi'de de, her yerde demokrasi işlesin, halk ne diyorsa o olsun. Bu ülkelerin halkı nasıl istiyorsa öyle yönetilsin.  Amerika gelip oraya yönetim atamasın. Bu yanlış mıdır? Sen tutturmuşsun Amerika'nın dediği olsun, Amerika'nın razı olduğu yöneticiler gelsin. Amerika kimden razı olur? Ülkesini, ülkesinin servetini, şerefini, haysiyetini Amerika'nın emrine sunmaktan başka nasıl razı edecekler Amerika’yı? Şimdi Şia kötü bir şey mi diyor? Bırakın Suriyeli, Bahreynli, Yemenli kendisi karar versin. Amerika, İsrail Müslümanlara yönetici atamasın. Şia bunu diyor. Bunda kötü bir şey var mı? Nerde fitne çıkardı Şia?
 
Amerika'nın ve İsrail'in başına belayız, bu doğru. Amerika’ya, İsrail'e bölgede yenilgiyi tattıran Haydar-ı Kerrar'ın manevi evladı, Şiası'dır. Bu tamam, ama Sünni-Şii savaşı çıkaran asla Şia tarafı değildir. Bunların hepsi gözünüzün önünde cereyan ediyor.
 
Allah bize bir emir vermiştir; ‘bir olun, ayrılmayın yoksa heybetinizi, devletinizi, kudretinizi kaybedersiniz. Ahirette de büyük azaba düşürürüm sizi.’ Bu Allah'ın emridir. Mesela namaz kılmak istiyorsanız, gusül halinden çıkmalı, abdestsizseniz abdest almalısınız. Peki birliği oluşturmak için, kim ne fedakarlık yaptı. Sözlerinden kim döndü? Birileriyle kişisel husumetlerinizi ümmet üzerinden niçin götürüyorsunuz? Bu vebalın altından kimse kalkamaz. İnşallah dünyada da ibreti alem göreceğiz Müslümanların birbirine öldürenlerin akıbetini, ama ahirette de kesinlikle göreceğiz. Kuran demiştir bunda hilaf olmaz. Birlik olmak için ne gerekiyor? Şia mı suçlu diyorsunuz? O zaman söyleyin bize, bizim hangi inancımız, hangi itikadımız veya davranışımız sizi rahatsız ediyor, bunu mertçe söyleyin. Bunlar değilse sizi rahatsız eden nedir? Namazımız, orucumuz, haccımız, zekatımız mı sizi rencide ediyor? Herhangi bir inancımız, Kuran’a aykırı, Peygamberimizin sahih sünnetine aykırıysa, bunu söyleyin atalım. Bu büyük bir iddiadır, eğer Kuran ve sahih sünnetin tasdik etmediği batıl bir inancımız varsa söyleyin atalım, birlik olalım. Yok bunlar değilse nedir?
 
Sünni Mukaddesatına Sebbeden ‘Şia’ değildir!
 
Bize ‘Ashab’a sebbediyorsunuz’ diyorlar, Peygamberin ashabı olduğu için birine eğer birisi sebbederse bana göre o kafir olur. Peygambere olan düşmanlığını sahabe üzerinden gösteriyor demek ki. Ashabın hepsine Şia sebbediyor gibi bir iftarayı atıyorsanız, mahşerde bu iftiranın bir hesabı var, Allah’tan korkun. Selman’a, Ebuzer’e, Eyyub El-Ensari’ye, Mikdat ve benzeri binlerce sahabeyi sevmeyen Şia gösterebilir misiniz?
 
Peki ben size sorayım, Peygamberimize suikast düzenleyen sahabeler var mıydı yok muydu? Peki bunlara selam mı gönderelim? Bunun Şia’sı-Sünni’si yoktur, Allah’tan sonra birinci kutsalımız Muhammed Mustafa (sav)’dır. Tebella ve teberranın da Allah’tan sonra birinci miğferi Peygamberimizdir. Kim O’na dostsa Allah’ın selamı ona olsun, kim O’na ihanet ve düşmanlık etmişse ona da lanet olsun diyoruz, iyi de bir Müslüman bunun nesine itiraz eder?
 
Asıl sorun burada değil, Şia Hulefa-ı Raşidin’e ve Ümmül Muminin Aişe’ye de sebbediyor, bu bize dokunuyor diyorsanız bu konuda haklısınız. Her şey bir yana, bir milyarı aşkın Müslümanın sevdiğine, kutsalına niye sebbediyorsun diyorsanız haklısınız. Ama biz sebbetmiyoruz, sebbeden kimdir? Şia’nın katli vaciptir diyen ifratçılar gibi, aynısını Şia’nın tarafında da Emperyalistler oluşturuyor ki, Sünni’nin kutsalına sebbettirerek Müslümanları birbirine kırdırtmak istiyorlar.
 
Müçtehitlerimizin Fetvalarına Bakın
 
Peki Şia’da en geçerli ağız kimdir, sizde kimdir? Şia’da en geçerli ağız Ayetullah-ul Uzma’lardır. Müçtehit tabirini özellikle kullanmıyorum. Eğer ben İstanbul’a geldiğim tarihe kadar okusaydım üstadım bana içtihat kağıdı verecekti, bütün müçtehitlerden de içtihat kağıdı alacaktı. Müçtehit olmak başka bir şeydir, taklit mercii olmak başka bir şeydir. Yani müçtehitlerin müçtehididir. Binlerce müçtehit var ama Taklit Mercii iki elin parmakları kadardır. Şia bu konuda titizdir, herkesi kendisine lider edinmez. Şia adına görüş belirtebilecekler onlardır.
 
Onlar ne diyor bu konuda peki? Ehlisünnet’in mukaddesatına sebbetmek haramdır, yasaktır. Eğer birisi müçtehidi dinlemiyorsa, demek ki Şia da değildir. Bilerek ya da bilmeyerek Emperyalizme hizmet ediyor. Bize yasak edilmişse, buna uymak zorundayız. İmam Ali (as) da ağzı bozuk olmamızı yasaklamıştır. İmamlarımızın ve müçtehitlerimizin bize öğrettiği budur. Ama Amerika ve İsrail’e Şia’dan da hizmet edenler var, bunlar ya satılmıştır, ya da satılmışların oyunlarına gelmişlerdir. Ben bunları Sünnilere hoş gelmek için söylemiyorum ki, açın bakın risaleleri, müçtehitlerimizin fetvalarına bakın.
 
Adam Eti Yiyenler Şia mıdır?
 
Ama siz hala insan kalbi yiyen Hinde torunlarına ‘bunlar bizden değildir’ diyemiyorsunuz. Ben diyorum ki, Sünni’nin mukaddesatına, kutsalına, Sünni’nin kanını-malını-ırzını helal bilen bizden değildir, müçtehidimiz, İmamımız böyle söylüyor, bizim de görüşümüz budur. Siz de söyleyin, tekbir sesleriyle kuzu boğazlar gibi çocuk öldürenler, Peygamber mezarını bombayla havaya uçuranlar, Peygamber evladı ve ashabının naaşını mezardan çıkaranlar bizden değildir, diyebiliyor musunuz? Fitneci kimdir şimdi? Fitneye sükutuyla destek olan kimdir? Sükutuyla onu cesaretlendiren kimdir?
 
Maalesef yüreğim dertle dolu, benim kardeşim, daha dün benimle beraber İsrail bayrağı yakmak için öne atılan kardeşim, bugün İsrail’le dost olmaya meşru mazaret uydurma peşine düşmüş… Dün Amerika’ya emperyalist diyen, bugün onunla dost olmaya mazeret uydurmanın peşindedir. ‘Peki siz neden Rusya’yla dost olmuşsunuz?’ Biz Rusya’yla dost olmadık, Rusya Amerika’dan az mı Müslüman öldürdü? Bugün Rusya, bizim terörist dediklerimizi vuruyor, Amerika’nın yıkmak istediği yerlerin yıkılmasını istemiyor. Meselenin özü bu.
 
Dünya barışı için kim katkı sağlamak istiyorsa buyursun gelsin. Ama dünya barışını asıl tehdit edene kulluk ederseniz, İslam ümmetini esir etmeye çalışana kulluk ederseniz bunun mazereti yoktur artık. Keşke biz bize sorunlarımızı çözebilseydik de, kimseye ihtiyacımız olmasaydı. Biz bundan keyif almıyoruz, keşke kendi sorunlarımızı kendimiz çözebilseydik, o zaman ne Amerika’ya ne de Rusya’ya ihtiyacımız olurdu.
 
Türkiye ve İran Bölgede Birçok Sorunu Çözer
 
İran’da Rehber’in dış ilişkilerden sorumlu başdanışmanı Dr. Vilayeti ile bir görüşmemiz oldu, burada da basına bir kısmı yansıdı, kendisi dostumuzdur, orada kendisiyle görüşlerimizi paylaştık ve kendisi de teyit etti; açık ve net diyorum, Amerika, Rusya veya başkaları bizim sorunlarımızı çözmesin. İran ve Türkiye samimiyetle Irak’ta ve Suriye’de terörizmi durdurmak isteseler, bu iki ülke yeter, ne Rusya’ya ne Amerika’ya ihtiyaç var. Benim teröristim, senin teröristin demeden, kesin tavırla terörizmin karşısında dursalar, ona akan desteği durdursalar, terör bir haftada biter. İslam ve Müslüman da bu beladan kurtulur. Ama maalesef durum böyle değil… Adam eti yiyenler bizden değil diyen olmadığı gibi, ‘Onlar Ehlisünnet’in lokomotifidir’ diyenler çıkıyor, kimse de ona karşı bir şey demiyor. Bir taraf ne yazık ki böyle bakıyor, bir taraf da o mazlum halkı bunlardan kurtarmaya çalışıyor.
 
Türkiye ve İran’ın Suriye’deki durumu orta haldir, kısmen soğuk savaş hali gibi olsa da direk birbiriyle karşı karşıya gelmiyor. Buna da şükür. Emperyalistlerin en büyük arzusu İran ve Türkiye’yi Suriye’de savaştırmaktır. İran ve Türkiye savaşırsa, İslam ve Müslümanın bitişi olur bu, Allah uzak etsin. Ayakta durabilen iki devlet var bu bölgede, bunlar da birbirini yok etse, Müslümanlık nerede kalacak artık? Bunlar samimiyetle Müslümanların kurtuluşu için çalışmak isteseler ellerinden çok şey gelir ve çok şey başarabilirler bu bölgede. Ama savaşırlarsa İslam ve Müslümanların sonunu getirir. Herkes bu vakıayı tespit etsin ve adımlarını ona göre atsın.
 
Türkiye Rus uçağını düşürdü, şimdi biz Rus tarafında mıyız? Ama vakıa gerçekten ordan geçti diye mi biz o uçağı vurduk, yoksa başka derdimiz mi vardı? O emir doğru muydu, herkes bunu tartışıyor zaten. Ben hangi mantıkla bunu yaptığımızı bulamadım, bu nedenle bugüne kadar bir yorumda yapamadım. Rusya’yı mı destekleyeyim, kendi ülkemi mi suçlayayım? Mümkün değil. Peki ülkem bundan karlı çıktı diyen kimse var mı? Ülkemiz bundan zarar gördü. Bu nedenle orada da söyledim, bu iki ülkenin arasındaki gerginliği giderebileceklerini ve bu ateşi söndürmeye yönelik gayretlerini rica ettim, o da aynı görüşte olduğunu söyledi.
 
Türkiye-İran İlişkileri Medya Üzerinden Olmamalı
 
Türkiye ve İran’ı birbirine düşürmek için emperyal ve Siyonist güçler gece gündüz çalışıyorlar, medyasıyla, istihbaratıyla, her şeyleriyle çalışıyorlar. Bazen Türkiye yetkilileri ağzından bir şey alıp değiştirerek yayınlıyor, aynı şekilde İranlı yetkililerin ağzından bir şey alıp abartarak yayınlıyorlar. Bizim ilişkilerimizin, çoğunlukla Siyonistlerin kontrolünde olan medya üzerinden olmasının kendisi büyük bir tehlikedir. Bir komisyon olabilir, dışişlerini davet eder, dışişlerini gönderirsin, yüz yüze oturur bütün sorunlarını çözerler, aman ha medya üzerinden bu ülkeyi birbirine düşman etmelerine fırsat vermesinler. Bir ricamız da bu oldu, kendisi de aynı görüşü paylaştıklarını söylediler, iki konuda da görüş birliği içerisindeydik.
 
   
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
02-01-2016 08:24 - 2148 Okunma
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK VE ÖNEMİ!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Hamit Turan
ŞÎR-İ FIZZA
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
17-10-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım